+90 (212) 659 25 70
Mikro Bayi

Bu dünyada ahde vefa kalmamış dedirtmem



Hazreti Ömer Radiyllahü Anh'ın hilafeti döneminde, Hz. Ömer Ashabı Kiram ile beraber bir mecliste oturuyorlarken, karşıdan üç kişinin gelmekte olduğunu gördüler.

Bu gelen kimseler bir delikanlıyı yakalayıp ellerinden sıkıca tutmuşlar ve belli ki Halifenin huzuruna çıkarmak üzere getiriyordu. 

Bütün sahabenin dikkatli bakışları arasında bu üç kişi yakaladıkları gençle berber gelip Hz. Ömer'in huzurunda durdular. 

Hz. Ömer radiyallahü Anh sordu: Söyleyin bakalım derdiniz nedir?! Bu delikanlının ne suçu var da , böyle sıkıca tutup buraya getirdiniz?! 

Bu üç delikanlıdan biri söz alıp meseleyi anlatmaya başladı: Ya Emirel Müminin! bu genç bizim babamızı öldürdü. Biz de adl-i ilahinin tatbik edilmesi için huzurunuza geldik. 

Babamızın bir suçu olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü babamız etrafta sevilip sayılan, hatırı olan bir kimseydi. Şimdi bunun için ne yapmak lazım geliyorsa onun yapılmasını sizden istiyoruz. 

 

Peygamber efendimizin ikinci halifesi, adalet güneşi Hz. Ömer o gence: 

Bunların dediklerini duydun. Söylenenler doğru mu? Eğer doğruysa senin söyleyeceklerin nelerdir?! dedi. 

 

O genç söylenenlere itiraz etmedi. Bunların doğru söylediklerini ancak kendisinin de bazı söyleyecekleri olduğu belirterek, izin aldıktan sonra konuşmaya başladı: 

Ya Emirel Müminin! Ben bir köylüyüm. Peygamberimiz Aleyhissalatü Vesselam' ın " Benim kabrimi ziyaret eden beni ziyaret etmiş gibidir" buyurduğu üzere, buraya Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın kabri şerifini ziyaret etmeye geldim. 

Medine civarına geldiğimde abdest tazelemem icab etti. Binitimden indim ve müsait bulduğum bir hurmalık yakınında, abdest tazelemek için meşgul olurken, baktım ki atım hurma dallarına uzanmış; yemeğe çalışırken ağacın dallarını kırıyor ve zarara sebebiyet veriyor. 

Buna mani olmak için derhal atımın olduğu tarafa koştum. İşte o anda karşıdan yaşlı bir adam bana karşı bağırarak geldi. 

İyice yaklaştıktan sonra hiç bir şey demeden ve sormadan, bir şey söylememe fırsat bulamadan, elindeki büyükçe taşı atıma hızla vurdu ve takdiriilahi at düşüp öldü. 

Atımı çok severdim. Ondan başka da binitim yoktu ve o yaşlı adam atımı bir hiç uğruna öldürmüştü. 

Dayanamadım, ben de onun ata vurduğu taşı alıp kendisine fırlattım. Fakat bir de baktım ki, takdiriilahi adamcağızın eceli gelmiş olacak ki o da öldü.

Tabiiki bu duruma çok üzüldüm. Azıcık bir öfke sebebiyle bir adamın ölümüne sebeb olmuştum. Hemen bu yaşlı adamın kim olduğunu araştırdım, ailesini buldum çocuklarına durumu uygun bir dille anlattım. 

İşte durum bundan ibaret 

Ey Halifei Müminin! Ben şayet kaçmak isteseydim kolayca kaçardım; ama ben Allah'a ve ahiret gününe inanmış bir kimseyim. Cezam ne ise onu dünyada çekmeye razıyım. İlahi adalet ne ise tatbik edilsin ve hak yerini bulsun. 

 

Delikanlının anlattıkları ve bu tavrı, sahabe-i kiramı da etkilemişti; ama hüküm ne ise tatbik edilecekti.

Babaları ölen gençler diyet almaya razı olmuyorlar ve kısas yapılmasını istiyorlardı; karar verildi. 

Kısas yapılacak ve o genç idam edilecekti. 

Genç bu hüküm karşısında hiç itiraz etmedi. Telaşlanmadı ve paniklemedi, gayet soğuk kanlı bir şekilde hükme rıza gösterdi. Yalnız bir ricası vardı. 

Buraya ziyaret maksadıyla geldi ve böyle bir şeyin de başına geleceğini bilemediği için mutlaka halletmesi gereken bir işi vardı ve dedi ki: Bu hükme hiç bir itirazım yok; olamaz da... Şeriatın kestiği parmak acımaz. Ben bu hükme razıyım. 

Fakat sizden bir ricam olacak, ister kabul eder, ister etmezsiniz, bu sizin bileceğiniz bir şey. 

Ricam şu ki: benim bakımıyla ilgilendiğim bir yetim var. Onun bana teslim edilmiş olan altınlarını bahçede bir yere gömdüm. Bu altınlar bu yetimin geleceği... Onların yerinide benden başka kimse bilmiyor eğer bana üç gün müsaade ederseniz, gider onların yerini o yetime bildiririm. Böylece hem o yetim yavrunun gelecek açısından maddi problemi hal olmuş ve mahrum olmamış olur, hem de ben Ruzi cezada mes'ul olmaktan kurtulmuş olurum. 

 

Hz. Ömer bunun üzerine dedi ki: Şu anda sana nasıl müsaade edebiliriz ki ? Zira sen bir suçlusun, cezan infaz edilecek ... Hem ya kaçarsan ? 

Efendim kaçmayacağıma dair Allah adına hepinizin huzurunda yemin ederim. Zaten kaçmak isteseydim daha evvel rahat bir şekilde kaçabileceğimi söylemiştim. 

Seni serbest bırakmamıza imkan yok. Ancak yerine bir kefil bulabilirsen serbest kalabilirsin. 

Genç o civarın yabancısıydı. Rasullah'ın kabri şerifini ziyarete gelmişti. Bu civarda kimseyi tanımıyordu ki kefil bıraksın. 

Genç son çare olarak oradaki sahabei kiramı süzdü, göz gezdirdi. Acaba kendisine kefil olan çıkar mıydı? 

Tekrar gözden geçirdi, kalbinin sesine kulak verdi ve orada hazır bulunanlardan Ebu Zerri 'l Gifari Radiyalahü Anh'ı göstererek: 

Bu zat bana kefil olur: dedi. 

Bu sefer Hz. Ömer: Ya Eba Zerr! Ne diyorsun kefilliği kabul ediyor musun? diye sordu. 

Ebu Zerr cevap verdi: Bu delikanlının üç güne kadar teslim olacağına inanıyor ve kefil oluyorum! 

 

Böylece genci serbest bıraktılar. Oda üç gün içinde gidip geri gelmek üzere müsaade isteyerek ayrıldı. 

Böylece aradan iki gün geçti ve üçüncü gün oldu, ama ortalarda ne gelen vardı ne de giden... 

Bu sefer ölen o adamın çocukları Ebu Zerri Gifari hazretlerine " Ya Eba Zerr! kefil olduğun adam hala ortalarda görünmüyor. Kim olduğunu bilmediğin bir kimseye niçin kefil oldun? 

Adam bir kere ölümden kurtuldu, bir daha geri gelir mi? "diyerek sitem ediyorlardı. 

Ebu Zerr ise. Durun bakalım daha üç gün dolmadı. Eğer üç gün dolar, genç de geri gelmezse şeriatın emri ne ise bana tatbik ediniz. Ben kefil oldum sözümdeyim diyordu. 

 

Eshabı kiramı bir üzüntü kaplamıştı; zira o genç gerçektende gelmeyecek olursa, kefil olduğu için kısas Ebu Zerr' e yapılacaktı. 

Hz. Ömer: Ya Eba Zerr! Kefil olan o genç eğer vermiş olduğumuz sürede gelmezse, zamanı gelince emri ilahiyi tatbik eder ve kısas hükmünü geciktirmeden uygularım! 

Hükmü tatbik konusunda son derece hassas olan, suçlu oğlu dahi olsa, asla adam kayırmayan Hz. Ömer böyle vakit de bir hayli ilerlemiş gün batmaya az kalmıştı. 

Bu arada ashabı kiram babası öldürülen gençlere diyet teklifinde bulundular. Çünkü o koskoca Ebu Zerr'in idam edilmesini asla istemiyordu. Fakat onlarda "adamı hazır getirmişken, hüküm infaz edilecekken niçin kefil oldu diye Ebu Zerr'e kızıyorlar ve babanızın katilini kanının kesinlikle yerde kalmaması lazım diye diretiyorlardı. 

 

Bu olayı duymayan kalmamıştı. Medine çalkalaniyordu. Herkes üzüntü içindeydi. Acaba ne yapmak gerekiyordu Ebu Zerr'in infaz edilmemesi için? Kimi bu gençlere kızıyor " ölen ölmüş geri mi gelecek, diyeti kabul etseler ya" derken kimi de gelmeyen genç hakkında " kendisi için canını ortaya koyup işini görmesini sağlayan böylesine vefalı bir insana bunu nasıl reva görüyor " diyorlardı. 

 

Vakitler ilerliyordu neredeyse gün batacaktı. Heyecan hat safhaya varmış herkes neticenin ne olacağını merak etmeye başlamıştı. İşte bu esnada Medinenin girişinden bir adam olanca kuvvetiyle koşarak gelmeye çalışıyordu. Her tarafı perişan, kan ter içinde gelen bu adam, o gençten başkası değildi. 

Bir çokları sevinç çığlığı attılar. Ölmeye koşan bir adam için belki de ilk defa böylesine seviniliyordu. 

O genç hemen Halife-i Müminin Hz. Ömer’in huzuruna çıktı ve teslim oldu: 

Kusura bakmayın çok daha erken gelemediğim için belki sizi endişelendirmiş olabilirim: fakat malumunuz ki bir atım vardı, o da öldürüldü, başka da bir binitim olmadığı için yayan gelmek zorunda kaldım. 

Gördüğünüz gibi havalarda son derece sıcak, yolum ise bir hayli uzak. 

Yetişemeyeceğim diye öylesine korktum ki o zaman bir kişinin daha ölümüne sebeb olacaktım, böyle olsaydı mes'uliyeti kaldıramazdım herhalde... 

Rabbime hamd olsun ki verdiğim sözde durdum. Ya Emrel Müminin Artık hükmü infaz edebilirsin! Ben hazırım. 

 

Orada bulunanlar hayretler içerisinde böyle bir olaya şahit olmuşlardır. 

Bu gencin kendisinden tamamen ümit kesildiği bir sırada koşarcasına ölüme gelmesi onları tarifi imkansız bir taaccüp ve hayranlık içerisinde bırakmıştı. 

Herkes takdirle şöyle diyordu: Mümin dediğin böyle olmalı, ucunda ölüm bile olsa sözünde durmalı. Herkesin hayretler içinde kaldığını gören delikanlı onlara dönerek şöyle dedi: 

Mümin olan sözünde durur, ahdine vefa gösterir. Ölüm öyle bir şey ki vakti ne ileri alınır nede geri... Ondan kaçmakla kim kurtulmuş ki ben kurtulayım? Vakit saat geldi mi, kimsenin elinden birşey gelmez, vakit dolmadıysa da Allah'ın verdiği canı kim alabilir? Geldiğime hayret ediyorsunuz. Elbette gelecektim! "Dünyada Ahde vefa kalmadı" sözünü söyletirmiyim? 

 

Bu arada Ebu Zerr (R.A.) ın tanımadığı bir adama canı pahasına kefil olmasıda son derece hayret verici bir olaydı. Onada bu genci tanıyıp tanımadığını ve nasıl böyle bir kefili kabul ettiğini sorduklarında: 

Hayır bu genci tanımıyordum. Lakin bu olay Müminlerin Halifesi ve birçok sahabenin huzurunda gerçekleşti. Çok samimi bulduğum ve çaresiz kalmış bir kimsenin işini görmek,üstelik bana güvendiği halde onu yüz üstü bırakmak doğrumuydu? 

Hem, ben bu teklifi kabul etmeyip"Bu dünyada Fazilet diye birşey kalmamış" dedirtir miyim? Buyurdu. 

 

Gerçektende son derece duygusal bir ortam olmuştu. Bu olaylar ve sözler gözlerinin önünde cereyan eden adamın çocukları da yumuşamışlar, duygulanmışlar ve merhamete gelmişlerdi. 

Zaten bu genç, taşı babalarını öldürmek için atmış değillerdi. Fakat Takdiri Ilahi kazara babaları ölmüştü. 

Bunun üzerine onlarda davalarından vaz geçerek kısas istemediklerini söylediler. 

Onlara bunun diyeti teklif edildi. Diyet, Beytül Mal'dan verilecekti; ama onlar bizde; "Dünyada insanlık kalmadı" dedirtmeyiz dediler ve Allah Rizası için davalarindan vazgeçtiklerini bir daha tekrarlayarak, diyet bile alamayacaklarını söylediler. 

 

Bu muhteşem tablo, herkesi son derece duygulandırmıştı, herkes üzüntüden kurtulmuş hüzün, yerini tarifi imkansız bir sevince bırakmıştı. Helalleştiler, kucaklaştılar. Böylece arkalarında insanlığa bir ibret levhasi bıraktılar.




Eklenme Tarihi : 11.02.2009   Okunma Sayısı : 4888
Anahtar Kelimeler : MikroÖnceki Sayfa   Yazdır   Facebook'ta Paylaş

mikro efatura, mikro e-fatura, mikro edefter, mikro e-defter, Mikro Bayi, Mikro Bayii, Mikro v15, Mikro 15, Mikro Destek, mikro yazılım, mikro yazılım bayi, mikro yetkili satıcı, mikro bayileri, mikro programı, mikro yazılım, mikro yardım